Neden Çanakkale Harbi

  • 25 Nisan 2019
  • 110 kez görüntülendi.
Neden Çanakkale Harbi

Merhaba arkadaşlar sizlere bugün farklı bir sohbet konusu sunacağım. Çanakkale de yaşananlar savaş sırasında neler olduğuna dair ve o esnada askerlerimizin sohbetleri neler söyledikleri kahramanlıklarını konu alacağız . Şimdiden sizlere iyi okumalar.

Daha dün diyebileceğimiz kadar yakın bir zamanda Türk milleti olarak dünyanın en büyük haçlı ordusu’nun top yekün saldırısına uğradık. Şu’kimi hindu , kimi yamyam kimi bilmem ne bela ‘ denen dört kıtanın tanımadığımız insanları adını sanını duymadığımız milletleri . Çanakkale boğazı önlerinde 3 kasım 1914′ te birden gırtlağımıza sarıldılar. Bugün sömürülmeye müsait yeraltı ve yer üstü zenginlikleri bulunan bazı orta doğu ve Asya Ülkelerine karşı kurulan ittifak ve koalisyanların benzerini 90 yıl önce Türk millerine karşı da kurmuşlardı. O ittifaklarda kimler yoktu ki ! İrlanda-İskoçya-İngiltere-Fransa-Avustralya-Yeni zellanda-Hindistan-Mısır-Senegal-Somali-Cezayir- (Rusya bu ittifaka dahil değildi) halklarından oluşan acımasız ve amansız bir koalisyon. Hani milli şairimizin ‘tek dişi kalmış canavar’tabirine anlaşılır somut bir örnek gösterilecekse ’90 sene önce gelibolu yarım adasına üşüşenlerdir.’ demek yeter de artar bile. Ah o Gelibolu yarımadası! Cehennemin bir benzerine yer yüzünde var etmeye çalıştığı odak noktası! Ah o sömürgeci zihniyetin bin yıllık kinini en acımasız bir şekilde kusmaya çalıştığı kanla kinle tutuşturulmuş acılı topraklar! Müslüman Türk milletinin her üç hanesinden birisinin körpecik fidanının kınalı koç yiğidinin yıllardır hem bedeniyle hem ruhuyla nöbet tuttuğu o kutsal mekan! Ah o her üç metrekarede bir Anadolu ve Trakya koç yiğidinin bağrında saklayan ve bu yüzden ‘şehidler diyarı ‘ lakabı ile ünlenen aziz vatan parçası ! Değil 90 sene 90 asır geçse de bu milletin Çanakkale boğazını Gelibolu yarımadasını ateşin düştüğü yeri namus diyarının unutması mümkün mü ? Orada o kan deryasında yazılan diriliş destanının kanla yazıldığı yeri unutma şansımız var mı ? Elbette hayır! On kere yüz kere bin kere hayır!

Çanakkale Harbi

Ezgisini hangi bağrı yanık Anadolu anası duyarda ciğerinin parçasını kınalı koç yiğidinin kendi elleriyle kınalayıp cepheye o namus diyarına gönderdiği günü bugün gibi hatırlamaz ki ! o günü bir film şeridi halende gözlerinin önünden geçirip of of ! diye biten nakarat gönlünün olanca harıyla düdaklarından dökülü vermez ki ! Mısralarını duyarda ; hangi eli taze kınalı Anadolu gelini vatan bayrak namus kur!an bekçiliği için oraya hep oraya gönderdiği yiğit er’ini hatırlayıp özleminin efkarını iki damla gözyaşı ile soğutmaya çalışarak of of ! nakaratını avazı çıktığı kadar meçhule doğru haykırıvermez ki ! of of! hatırlar hatırlar hemde bütün Türk milleti ; genci ile yaşlısı ile öğrencisi,öğretmeni,askeri, amiri,memuru,köylüsü,kentlisi ile tüm Türkiye Gelibolu yarımadası’ndaki ateşin düştüğü yeri çok iyi hatırlar. Her gün biraz daha artan ilgi ve alaka ile hatırlarlar ve yüzlerce binlerce kilometre den yollara düşerler. Çünkü bilirler ki Çanakkale harbi devletler arası bir harb değildir. Bu savaş milli bir kıyam, tek dişi kalmış canavara karşı Anadolu ve Trakya insanının top yekün direnişidir. Gelibolu yarımdasında yaşanan bir milletin dini ile dili ile namusu örfü kültürü ile top yekün istiklalini yok etmeye gelenlere karşı bu kutlu değerlerine sahip çıkmaya çalışanların kan deryasında boğazlaşmasıdır! Çanakkale harbinde yaşanan batılının en acımasız ve üstün silah teknolojisine karşı Türk gençlerinin iman dolu bağrını BAYRAĞINA , VATANINA,NAMUSUNA,DİNİNE,KÜLTÜRÜNE siper ederek elde ettiği zaferin adıdır.

Çanakkale Savaşı

Onun için Türk milleti yediden yetmişe bu kutsal zaferini çiğerlerinde hissederek Gelibolu Yarımadasındaki şehitler diyarına her gün biraz daha artan alaka ile koşmakta ; ceddini , tarihini , geçmişini aramaya yönelmektedir. Henüz daha hayatının baharında ve hiç çekinmeden o yiğit dedelerimiz neden bu ateş çemberinin içine koştular ? burada neler yaşadılar ? nasıl ve nice yaşadılar ? nerede yaşadılar ? detaylarıyla bizzat görmek ve bilmek istemektedirler ki bu onların en tabi hakkı ve ödevidir. Fakat canlı şahitlerin bile aramızdan daha bir kaç yıl önce ayrıldığı bu Milli şahlanışımız ile ilgili bilgilerimiz maalesef çok sınırlıdır. Bu savaşın bu varoluş mücadelemizin başlangıç ve bitiş tarihi gün-ay-yıl olarak hatırlayabilen ziyaretçiye on yıldır pek rastladım diyemem.Yaşadığı bile meçhul yunanlı yazar Hemeros’un edebi bir kahramanlık olan ilyada ve odise de anlattığı hayal mahsulü bir helenistik kahramanlık masalı olan truva atını herkes hatırlıyor. Olmayan atın boyunu kuyruğunu karnını kaleye girişini az çok herkes bir şekilde merak edip öğreniyor.

Çanakkale Geçilmez

Oysa yunanlıların bu kahramanlık masalında yazar : m.ö 1280 yılında yani günümüzden 3285 yıl önce tanrıların babası! ölümsüz Zeus’un karısı hera kızı athena deniz köpüğünden afroditi ida dağında çıplak soyup hangisinin daha güzel olduğunu secmek için jüri tayin ettiği ölümlü çoban aleksandras’ın daha sonra atina kralı melanosun karısı heleni truvaya kaçırması üzerine kral melanosun ona ihanet eden karısı helen’i geri almak için truva ya gelip akhalar’la on yıl savaştığını ve tahtadan bir at hilesiyle kente girip karısını kurtarışını yunan kültürünün hayal dünyasına uygun bir üslupla anlatıyor.Belirttiğimiz gibi bu yunan kültürüne ait bir edebi metinden alınmış pasajdan ibarettir. Tarihi bir gerçek değil edebi bir varsayımdır. Ama tarihten günümüze kalan gerçek Troia kenti kalıntıları bizim öz malımız ve iyi bir turizm zenginliğimizdir o kadar. Yabancılara özellikle de yunanlılar’a sunabileceğimiz iyi bir turizm kaynağıdır. Turistler nezdin de oradan faydalanmalıyız.Orası bizim de gezip görmemiz gereken bedelini kanımızla ödeyip vatan edindiğimiz toprağımızdır. Truvalılar kadar orada Türkler de yaşamış ve bizim olmuştur. Elbette bizimdir ve gezeceğiz. Fakat bir farkla ; Truva atı yunan kültürüne ait bir hayal ürünüdr. Ama Gelibolu destanı ve o destanı yazan atalarımızın yaşadıkları ise ne hayal ürünü bir masal , ne de binlerce yıl öteye uzanan bir meçhuldür. Gelibolu harbi ; bizim canımızdır kanımızdır tarihimizdir yüz akımızdır. Onu da hiç olmazsa truva atı kadar bilmek ve gezip görmek hakkımız ve görevimizdir. Gelibolu harbinin yaşandığı Gelibolu Yarımadasında bu harple ilgili gerçek kalıntılar ve maddi izler hemen hemen yok olmuş gibidir. Ne hazindir ki truva atına sahip çıktığımız kadar savaş alanında ki kalıntılara sahip çıkamadığımız bir gerçektir. Harple ilgili bilgiler belgeler ve yaşananların bizzat anlattıkları da unutulmaya yüz tutmuş bulunmaktadır. Gelibolu Yarımadasında yabancıların mağlup dedelerine ait 480 dekar alanda 37 adet anıt ve mezarlığı mevcut iken bizim galip dedelerimize ait anıt ve şehitlik sayısı iki elimizin parmaklarını geçmemektedir. Oysa Gelibolu harbi bizim 90 yıl önce yaşadığımız ve bugün sahip olduğumuz istiklal ve hürriyetimizin odak noktasıdır. Kalın çizgilerle tarihe kazınmış zafer ve diriliş destanımızdır. Bir milletin diz çöktürülmüş bir pozisyondan ayağa kalkıp abideleştiği yerdir! Tarih ; bir milletin hayat damarlarından birisi hatta birincisidir. Nasıl köksüz bir Ağaç düşünülemez ise tarihsiz de bir millet olunmak . İnsan kalabalıklarını millet yapan ; Dil-Din-Kültür-Bayra ve Tarih Sentezidir.

Evet bugün ki konumuz ileriye dönük olarak sizlere başlangıç olarak sunduğumuz bir makale idi . Bu salim Dağ adlı yazarımızın Çanakkale harbi ile ilgili belgelere dayanarak yazdığı bir kitaptan alıntıdır. Çanakkale harbin de savaşmış kişilerden sohbet ederek savaş hakkında bilgi aldığı ve bunları bu kitaba dönüştürdüğün ileri ki makalelerimiz de göreceksiniz. Bizleri her halükarda takip etmeyi sakın unutmayın sohbet odalarımıza da gelerek bizlerle sağlıklı bir şekilde sohbet edebilirsiniz.

oo

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
sohbet,sohbet odaları ve sohbet siteleri olarak yeni arkadaşlıklar edinmenize yardımcı olmaktayız. Türkiye'nin en iyi chat sitesi olduğumuzu bilmenizi isteriz.